Kıyı Alanlarında Koruma ve Kullanma Dengesi
Kıyı alanları, yaşamak, yerleşmek ve ekonomik faaliyetleri sürdürmek için insanlar tarafından çekici bulunmaktadır. Kıyı ve kıyıdaki yaşam, çoğunlukla karada yapılan insani faaliyetler nedeniyle tehdit altındadır. Kara-kıyı geçişkenliği üzerinde gerçekleştirilen ekonomik faaliyetler, kıyı kaynaklarını özellikle doğal yaşam alanlarını savunmasız bırakmaktadır. Fakat kıyıyı korumak, kıyıda hiçbir şey yapmamak anlamına gelmemektedir. Doğası gereği kıyıdan başka bir yerde yapılmasının mümkün olmadığı yapıların ve kullanımların kıyıda yapılmasında bir beis yoktur. Doğası gereği kıyıdan başka bir yerde yapılabilecek (konut, fabrika vs.) yapıların kıyı alanlarında yapılması, kıyıdaki koruma ve kullanma ilişkisini koruma aleyhine bozmakta ve kıyı yönetimini olumsuz etkilemektedir.
Yasal mevzuata koruma ve kullanma dengesi ifadesinden kastedilen kıyının kullanılmasıdır. Kıyı dediğimiz alan kullanılırken alanın kullanım analizi yapılmaktadır. Neticede bu durum kullanımı doğurmakta ve kıyıyı koruma güdüsü içerisinde olmamaktadır. O yüzden bu eserde, koruma ve kullanma dengesi ifadesinden kaçınılmış ve onun yerine koruma ve kullanma ilişkisi ifadesi kullanılmıştır.
Koruma ise kıyıyı kullanmamak ve kıyıyı tasarruf etmemek değildir. O yüzden koruma endeksli kullanımlar ve planlamalar yapılması gereklidir. Fakat Türkiye’de Kıyı alanlarında, koruma ve kullanma ilişkisinin bozulduğu ve genel olarak kullanma amacının öne çıktığı görülmektedir (Sayıştay Başkanlığı, 2006). Kıyılarda kullanım amacının ön planda tutulduğu ilgili raporda tespit edilmiştir.
Yasal düzenlemelerde, kıyı alanlarının özelliklerini bozucu ve yıpratıcı bir şekilde kullanılamaması, bu kaynakların korunması, olumsuz etkileri olan faaliyetlerin belirlenmesi, ekolojik dengenin korunması, çevredeki canlı hayatın olumsuz etkilenmemesi gibi koruma amacına yönelik hükümlerin yer almasına karşın uygulamada bu hükümler yeterince dikkate alınmamaktadır (Sayıştay Başkanlığı, 2006). Sayıştay Raporunda belirtildiği üzere Türkiye kıyılarında korumadan ziyade kullanım ve tasarruf etme ağır basmaktadır.
Kıyı koruma anlamında en önemli konulardan biride, kıyı çizgisinin ve kıyı kenar çizgilerinin belirlenmesi ve belirlenen çizgilerin korunmasıdır. Türkiye’de kıyı kenar çizgileri, çeşitli sebeplerle ile değişmekte ve bu değişimden kaynaklı kıyının korunması noktasında zafiyetler oluşmaktadır. Sürekli değişkenlik gösteren şeritvari bir çizgi, kıyı alanını da değişken kılacak ve yönetilecek alanın belirsizliğinden ötürü çeşitli yönetimsel sorunlar yaşatacaktır.
Kıyı alanları, açık kamusal alanlar olmasından ötürü işgal edilmeye ve izinsiz tasarruf edilmeye çok müsaittir. Türkiye’de kıyı alanları kullanımlarının büyük bir kısmı işgaller neticesinde gerçekleşmektedir. Kıyıdaki geçici ve dönemsel kullanımlar, hukuki süreçlerden bağımsız işlemektedir. İzinsiz kullanımlar başta kıyı alanlarını yıpratmakta ve korunaksız bir yapıya büründürmektedir. O yüzden, kıyı alanlarında koruma ve kullanma ilişkisinin doğru kurulması ve izinsiz kullanımların tespitleri ve tahliyelerinin gerçekleştirilmesi gereklidir. İzinsiz kullanımların tespit edilmemesi ve tahliye edilmemeleri, kıyının korunma ve kullanım dengesini bozmaktadır.
Koruma ve kullanma ilişkisi gözetilmeksizin gerçekleştirilen kıyı faaliyetleri, kıyı kaynaklarını, kümülatif olarak olumsuz etkilenmektedir. Kentsel genişlemede, kıyı alanlarının önemli oranda toprak arzı yarattığından ötürü, ekonomide kilit bir kaynaktır. Bu kaynak kilidin açılması ile birlikte kıyı ile kent geçişkenliği kopmakta, kullanım yönünde gösterilen iradenin neticesinde, koruma ve kullanma ilişkisi bozulmaktadır. Korunması gereken alanları, yeteri kadar koruyacak güçteki yasal düzenlemelerin olmaması, ana sorunlardan biri olarak kalmaya devam etmektedir.
Zorunlu durumlarda başvurulması gereken doldurma yoluyla arazi kazanma uygulamalarında kıyıların korunmasına yönelik kriterler dikkate alınmamaktadır. Dolguların önemli bir kısmının plansız olduğu tespit edilmiştir (Sayıştay Başkanlığı, 2006). Plansız dolgular, kıyıların korunmasında zafiyetlere sebep olmaktadır.
Plansız olarak yapılan dolguların sonradan plana bağlanması, bir başka ifade ile planların fiili duruma uydurulması, kıyıların koruma – kullanma dengesini sağlamaya yönelik esasların ve kontrol sistemlerinin de anlamsız kalmasına yol açmaktadır (Sayıştay Başkanlığı, 2006). Fiili durumun plana uydurulması ise insanın ve kıyının bozulmuşluğun göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumlar haliyle kıyıyı yıpratmakta ve korunaksız kılmaktadır.
Kıyı alanlarının korunması ve kullanılması noktasında uzun vadeli ve kıyı yönetiminde sürekliliği sağlayacak bir politika ve vizyon bulunmamaktadır. Talebe bağlı gelişen kıyı kullanımları, plansızlığı ve koordinasyonsuzluğu beraberinde getirmektedir. Kıyının korunması ve kullanması noktasında kısa, orta ve uzun vadeli politikaların olmaması, etkin ve verimli bir kıyı yönetimini engellemektedir.
Kaynakça
Sayıştay Başkanlığı. (2006). Kıyıların Kullanımının Planlanması ve Denetimi. Ankara: T.C. Sayıştay Başkanlığı.